
Hiç düşündünüz mü? Neden marketten aldığınız o rengarenk, yoğun kokulu endüstriyel sabunlar cildinizi "gıcır gıcır" yapıp kuruturken, kaliteli bir el yapımı sabun yıkandıktan sonra cildinizde kadifemsi bir his bırakır?
Cevap, sabun yapım ustalarının kullandığı özel bir teknikte saklıdır: Superfat (Süper Yağlama).
Bu terim biraz teknik duyulabilir ama mantığı oldukça basittir ve cildiniz için hayati önem taşır. Gelin, sabunun bu gizli kahramanını yakından tanıyalım.
Superfat'in ne olduğunu anlamak için önce sabunun nasıl oluştuğunu basitçe hatırlayalım. Sabun yapımı (saponifikasyon), temelde bir asit (yağlar) ile bir bazın (kostik/kül suyu) kimyasal reaksiyonudur.
Basit bir denklemle: Yağ + Kostik = Sabun + Gliserin
Teorik olarak, belirli bir miktar yağı sabuna dönüştürmek için gereken kostik miktarı matematiksel olarak hesaplanabilir. Eğer bu oranlar birebir tutarsa, reaksiyon sonunda ne yağ kalır ne de kostik. Sadece %100 temizleyici bir sabun elde edersiniz.
Ancak cildimiz %100 güçlü bir temizleyiciye ihtiyaç duymaz; neme ve korumaya da ihtiyaç duyar.
İşte "Superfat" tam bu noktada devreye girer. Superfat, sabun formülüne, kostiğin sabunlaştıramayacağı kadar fazladan yağ ekleme işlemidir.
Usta sabun üreticileri, kasten hesaplanan orandan daha fazla yağ (örneğin zeytinyağı, shea yağı, hindistan cevizi yağı) veya daha az kostik kullanırlar. Reaksiyon bittiğinde ve tüm kostik güvenli bir şekilde sabuna dönüştüğünde, geriye sabunlaşmamış, serbest dolaşan, saf ve besleyici yağ molekülleri kalır.
Bu "fazlalık" yağlar, cildiniz için birer hediyedir.
Superfat tekniğiyle üretilmiş bir sabun kullanmanın cildinize sağladığı üç temel fayda vardır:
1. Güvenlik Sigortası: Superfat, sabunun içinde cildi tahriş edebilecek/yakabilecek hiçbir serbest kostiğin kalmadığını garanti altına alan bir güvenlik tamponudur. Tüm kostik, fazla yağlar tarafından tüketilir.
2. Nemlendirme ve Koruma (Emoliyan Etki): Sabunla yıkandığınızda, bu fazladan eklenen yağlar suyla birlikte akıp gitmez. Cildinizin yüzeyinde çok ince, koruyucu ve besleyici bir tabaka olarak kalırlar. Bu tabaka:
Cildin doğal nem bariyerini onarmaya yardımcı olur.
Yıkama sonrası kuruluk ve gerginlik hissini önler.
Cildi yumuşatır (emoliyan etki).
3. Lüks Bir Deneyim: Superfat oranı iyi ayarlanmış bir sabun, daha kremsi, daha yoğun ve lüks bir köpüğe sahiptir. Yıkama deneyimini sıradan bir temizlikten, keyifli bir bakım ritüeline dönüştürür.
"O zaman sabuna bol bol yağ ekleyelim, daha iyi olmaz mı?" diye düşünebilirsiniz. Maalesef hayır. Sabun yapımı bir denge sanatıdır.
Çok az Superfat: Sabun sertleşir ve cildi kurutabilir.
Çok fazla Superfat: Sabun çok yumuşak olur, kolay erir, köpürmez ve içindeki fazla yağlar zamanla okside olup sabunun bozulmasına (acılaşmasına) neden olabilir.
Genellikle %5 ila %8 arasındaki bir Superfat oranı, hem etkili temizlik hem de mükemmel nemlendirme için "altın oran" kabul edilir.
Bir dahaki sefere elinize bir kalıp sabun aldığınızda, onun sadece kiri temizleyen bir araç olmadığını hatırlayın. Eğer el yapımı ve doğal yağlarla, doğru tekniklerle üretilmişse, o sabun aynı zamanda cildinizi besleyen bir bakım ürünüdür.